Babam bu hastanenin aciline hasta olarak getirildiğinde, burada lösemi teşhisi kondu. O andan itibaren sadece hastalıkla değil, aynı zamanda insanı derinden sarsan bir iletişimsizlik ve ilgisizlikle mücadele etmek zorunda kaldık. Özellikle sorumlu doktor olan Dr. Duygu’nun yaklaşımı süreci bizim için bir kabusa çevirdi. Ertesi gün yurt dışından apar topar hastaneye geldim. Tek isteğim, babamın durumu hakkında bilgi almaktı. Ancak doktor hanıma ulaşmak bile başlı başına bir mücadeleydi. Nihayet karşıma çıktığında ise beni “Ne var, ne istiyorsunuz?” gibi sert ve kırıcı bir tavırla karşıladı. Şok olmuştum. Babamın teşhisini ve nereden bildiklerini sorduğumda ise “Sizi ilgilendirmez” cevabını aldım. Bu cevabı o an ne mantığım ne kalbim kabul etti. O gün babamı o ölüm sessizliğinden çıkarmamız gereken gündü, ama bilemezdik. Ne yazık ki bu sadece başlangıçtı. Bu olaydan sonra toplam dört defa, her biri yaklaşık bir ay süren hastane yatışları yaşandı. Ama bu süreç boyunca bir kez bile doğru düzgün bilgilendirilmedik. Sonradan fark ettik ki, baştan beri belli bir protokole göre hareket ediliyormuş. Ancak ne bir açıklama yapıldı, ne de bize yol haritası sunuldu. Her yeni gelişmeyi kendimiz anlamaya çalıştık. Doktor değiliz, ama aileydik – ve bu en doğal hakkımızdı. Dr. Duygu’nun tavırları ise bu süreci daha da ağırlaştırdı. Soğuk, mesafeli, zaman zaman küçümseyici ve kırıcı konuşmaları bizi hem çaresiz hem de değersiz hissettirdi. Bilgi talep ettiğimiz her seferinde, sanki istenmeyen bir yükmüşüz gibi muamele gördük. Kimi zaman yaşadıklarımı anlatınca arkadaşlarim inanmakta zorlandı – bu yüzden bazı konuşmaları kayıt altına almak zorunda kaldım. Bugün hâlâ, o dönemin psikolojik etkilerini yaşıyoruz. Özellikle Dr. Duygu’nun yaklaşımı, bizi bir hastalıkla değil, bir insanla savaşır gibi hissettirdi. Ailece hâlâ toparlanabilmiş değiliz. Bu kadar acı dolu bir süreçte, doktorun şefkati değil kayıtsızlığıyla karşılaşmak, tarifsiz bir hayal kırıklığıydı. Bu süreçte yalnızca Dr. Can Boğa’ya teşekkür etmek istiyorum. Ne yazık ki kendisine ayda sadece bir kez ulaşabiliyorduk. Ama onunla konuştuğumuzda da genellikle “şimdi tekrar hastaneye yatılması gerekiyor” gibi yeni bir şokla karşılaşıyorduk. Yine de Can Boğa dışında, hastanede ne danışmada ne güvenlikte ne de hemşirelerde insanca bir yaklaşım görebildik. Sağlık Bakanlığı böyle kuruluslara neden müdahale etmiyor, anlamıyorum. Bu yaşananlar unutulmaz ve affedilmez. Bir sağlık kurumunda sadece doğru tedavi değil, doğru iletişim ve insani yaklaşım da hayat kurtarır, kaldıki tedaviyi eksik bilgilendirmeden dolayı değerlendiremiyoruz. Bu hastanede ve özellikle Dr. Duygu’nun elinde biz bunu maalesef hiç yaşamadık.
Google tarafından çevrildi

