5 yıldız veriyorum üste çıksın diye. 16 Nisan’da babam kalp krizi geçirerek bu hastaneye yatırıldı ve 10 gün sonra hayatını kaybetti. Bu yorum, yaşadıklarımız unutulmasın ve başkaları aynı şeyleri yaşamasın diye yazılmıştır. 10 gün boyunca yoğun bakımda yatan babamla ilgili doğru, net ve tutarlı bilgi alamadık. Her gün yalnızca bir kez bilgi almak istedik. Kimseyi rahatsız etmedik. Buna rağmen biri “şu numarayı arayın” dedi, kart verdi; diğeri “o numarayı neden arıyorsunuz?” dedi. “Sonuçlar çıkınca sizi arayacağız” denildi, arayan olmadı. Biz aradık, bu kez “burayı arayamazsınız” diye terslendik. Kimsenin kimseden haberi yoktu. Asıl skandal olan olay şudur: Yoğun bakım kapısında görüş saatini beklerken, kırmızı kıyafetli, kapalı, topuklu ayakkabılı, orta yaşlı bir kadın yanıma geldi. Son derece samimi bir üslupla konuştu. Kendini, bu hastanede yeni açılan ve hasta yakınlarının psikolojisiyle ilgilenen bir bölümde görevli olarak tanıttı. “Canım” diyerek hitap etti. Yoğun bakıma girip bana babamla ilgili bilgi vereceğini söyledi. Ben böyle bir talepte bulunmadım, kendisi teklif etti. Bu kadın, en ağır hastaların bulunduğu yoğun bakım alanına hiçbir engelle karşılaşmadan girdi. Çıkıp yanıma geldi ve bana açık açık şunu söyledi: “Baban entübeden çıkarıldı, kendi kendine nefes alıyor, kurtuldu. Şükret, mutlu ol.” Bu sözler tamamen yanlıştı. Görüş saatinde içeri girdiğimde babam entübeden çıkarılmamıştı, durumu daha da kötüleşmişti. Doktorlar “her an kötü haber alabilirsiniz” dedi. O an yaşadığım yıkımı tarif edemem. Üstelik hamileydim. Bu kadının verdiği yalan ve yetkisiz bilgi yüzünden tüm akrabalar babamın kurtulduğunu öğrendi. Ben, her arayan telefonda “hayır, yanlış söylendi, babam kurtulmadı” demek zorunda kaldım. Bu, bir evlada yapılabilecek en ağır psikolojik yıkımlardan biridir. Bu kişi kimdir? Hangi yetkiyle yoğun bakıma girmiştir? Hangi yetkiyle hasta yakınına hayati ve yanlış bilgi vermiştir? Hastaneye ve Sağlık Bakanlığı’na resmi şikâyette bulundum. Şahitlerimle birlikte başvurdum. Tek bir geri dönüş bile yapılmadı. Bu olay yok sayıldı. Buna ek olarak adını hatırlayamadığım anestezi doktoru, sarışın, kıvırcık saçlı, yabancı aksanlı, Türkçeyi zor konuşan bir kadın doktor tarafından defalarca azarlanıp susturuldum. Ağzımı açtığım anda “sen sus, ben konuşacağım” denildi. Çok soru sorsam belki bu sinirine hak verebilirdim ama bir soru sorduğum anda tersliyordu. Bir hasta yakınına, hem de hamile bir evlada bu şekilde davranılması kabul edilemez. Bu 10 gün boyunca biz babamın hayatta kalma mücadelesine mi odaklanalım, yoksa bu hastanedeki düzensizlikle mi uğraşalım bilemedik. “Şu saatte gelin” denilip saatlerce bekletildik. Bakılmayacaksa neden çağırıldık? Babamı geri getiremezsiniz. Ama hasta yakınlarını yanlış bilgiyle umutlandırıp sonra yere çakmak, şikâyetleri yok saymak, yoğun bakım gibi bir yerde bu ciddiyetsizliği normalleştirmek asla kabul edilemez. Bunu yazıyorum çünkü biliyorum: Bu yorumu okuyan bazı insanlar “Evet, o kadın bize de geldi” diyecek.
Translated by Google



